SSS

Genel Sorular

Belirlenmiş hastanelerden kişinin engelini tanımlayan “Sağlık Kurulu Raporu” ve Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan “Rehberlik Araştırma Merkezlerinden” değerlendirme raporu almanız gerekir.

Kurumumuz servisler için hiçbir ücret talep etmemektedir, bunu öğrenci ve ailelere bir hizmet olarak sunmaktadır. Servis, ders öncesinde öğrenciyi evinden ya da belirlenen bir yerden alır ve ders onunda istenilen yere bırakır. İstenildiği takdirde veli de çocuğu ile birlikte gelebilir.

Kurumumuz aileyi öğrencinin engeli hakkında bilgilendirir, buna ek olarak ihtiyacı ya da talebi olan aileler çocukları derste iken uzman psikologumuz ile ücretsiz olarak görüşüp terapi alabilirler. Zaten düzenli olarak aile eğitim seminerleri düzenlemekteyiz.

Çocuğunuzun eğitsel ve tıbbi tanılaması yapıldığı anda yani farklı gelişim gösterdiği düşünüldüğünde vakit kaybetmeksizin özel eğitim desteğine başlanmalıdır. Özel eğitim desteğine başlamanın bir yaşı yoktur ancak bebeklik ve erken çocukluk döneminde başlamak(0-3,3-6) erken müdahale olduğundan çok önemlidir.Bununla beraber çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun özel eğitimden yararlanabilir.

Disleksi ile İlgili Sorular

Yazılı ya da sözlü dili anlamak ya da kullanabilmek icin gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde ya da birkaçında ortaya çıkan ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapmada yetersizlik nedeniyle, bireyin eğitim performansının ya da sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.

Amerika Psikiyatri Birliği’nin ( APA 2001 ) tanımına göre Özel Öğrenme Güçlüğü; zekası normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur. Kısaca Disleksi, kelimelerle yaşanan zorluktur diye tanımlanabilir.

Ailede disleksi olmas
Okula gitmede isteksizli
Hafızanın zayıflığ
Kelimeleri, harfleri, sesleri öğrenmede güçlü
Sesleri, kelimeleri, harfleri hatırlamada güçlü
Alfabeyi öğrenme güçlüğ
Hecelemede güçlü
Okumada güçlük
Okunuşu benzer olan kelimeleri karıştırm
Okurken harf atlam
Aynı satırı okumaya devam etmede güçlü
Bir sonraki satırı okumak için sağdan sola geçmede güçlü
Aşina olunmayan kelimeleri okumada güçlü
Nadir kullanılan kelimeleri okuma ya da telaffuz etme güçlü
Okuma hızının beklenenin altında olmas
Yazmada güçlük
Yazarken harf atlam
Yazarken harf eklem
Yazarken harflerin yerini değiştirm
Yazarken zorlanm
Yazarken sıra atlam
Yazarken satır atlam
Rakamları ters yazm
Bozuk yazm
Ödevlerin çok zaman almas
Sağı solu ayırt etmekte zorlanm
Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanm

Zihinsel Engel İle İlgili Sorular

Zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart sapma altında farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.

Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine sınırlı düzeyde ihtiyaç duyan bireydir.

Orta düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey, zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihtiyaç duyan bireydir.

Bağımsız yaşam becerileri kazanmaları,

Öz bakım ve günlük yaşam becerilerini kazanmaları,

Psikomotor becerilerini geliştirmeleri,

Dil ve konuşma becerilerini geliştirmeleri,

Sözlü ve yazılı anlatım becerilerini geliştirmeleri,

Sosyal ve toplumsal uyum becerilerini geliştirmeleri,

Bilişsel hazırlık becerilerini geliştirmeleri.

Program “Öz Bakım Becerileri, Günlük Yaşam Becerileri, Dil Konuşma ve Alternatif İletişim Becerileri, Bilişsel Hazırlık Becerileri, Psikomotor Beceriler, Toplumsal Yaşam Becerileri, Türkçe, Matematik ve Sosyal Hayat” olmak üzere dokuz modülden oluşmaktadır.

Dil ve Konuşma Güçlüğü İle İlgili Sorular

Dil ve konuşma güçlüğü; konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, eklemlenişinde, artikülasyonunda ve anlamında bozukluk bulunması; sözel iletişimde farklı seviye ve biçimlerde ortaya çıkan aksaklıklar ve düzensizlikler nedeniyle dili kullanma, konuşmayı edinme ve iletişimdeki güçlüklerin, bireyin eğitim performansı ve sosyal uyumunu olumsuz yönde etkilemesi durumudur.

Konuşma; konuşmayı sağlayan organların, kasların, sinirlerin yapısıyla, işlevleriyle ilgili motor bir süreçtir. Bu organların, kasların, sinirlerin yapısında ya da işlevlerindeki herhangi bir bozukluk olması durumunda çocuk sesleri, dilin yapısını ve özelliklerini bilse bile bu organları kullanamadığı için sesleri çıkarmada zorlanmakta ya da doğru şekilde ifade edememektedir.

Konuşma organları: Diş, dil, damak, boğaz ve ses bantlarında varolan problemler çocukta konuşma problemleri oluşturabileceği gibi, çocuğun dilini doğru şekilde ve doğru yere konumlandıramamasından da kaynaklı konuşma problemleri oluşabilmektedir.

Olgunlaşma: Sinir, kas sağlığı ve aralarındaki eş güdüm normal olabilir fakat çocuğun konuşmayı kazanabilmesi için motor gelişim yönünden belirli olgunluğa erişmesi gerekmektedir. Çocuk çene ve dil kaslarına hakim olup, onları kullanacak düzeye erişmeden sesleri çıkarmakta zorlanmakta bu nedenle çalışmalar esnasında öncelikle bu kasları çalıştırıcı etkinlikler yapılmaktadır.

Duygusal durum: İlk çocukluk evresinde çocuğun karşılaştığı duygusal güçlükler onun konuşma gelişimini olumsuz yönde etkilemekte ve gecikmesine neden olabilmektedir. Çocuk yaşadığı konuşma problemi nedeniyle çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşayabilmekte, bu sıkıntılar çocuğun kendine olan güvenini etkilemekte, çevresi ile konuşmak istememesine ya da cevabını bildiği sorular karşısında “evet-hayır” gibi kısa cevaplar vermesine hatta cevap vermek yerine yalnızca başını sallamasına neden olabilmektedir. Bunun gibi problemler yaşayan çocukların ileride karşılaşacağı problemleri en aza indirgemek adına mutlaka bir konuşma bozuklukları uzmanına götürülmesi gerekmektedir.

Zeka: Konuşma, karmaşık becerilerin belli bir düzen içinde kullanılmasını gerektirmektedir. Zihinsel problemler, konuşma güçlüğünün tek sebebi olarak gösterilemeyeceği gibi beraberinde getirdiği birçok problem de konuşmanın gecikmesine ya da bozuk olmasına neden olabilmektedir.

İşitme: İşitme, konuşmanın temel unsurunu oluşturmakta ve konuşma ediniminden önceki dönemde, işitme sisteminde oluşan aksaklıklar dil ve konuşma gelişimini ciddi şekilde etkilemektedir. İşitme kaybında erken teşhis çok önemlidir. İşitme kaybının teşhisi ne kadar erken yaşta sağlanırsa, tedavinin ve bireyin gelişimi o kadar sağlıklı olmaktadır. Çocuğun konuşmasını geliştirebilmesi için özellikle ilk iki yıl en önemli dönemdir. Aile çocuğun büyümesini ve gelişmesini iyi takip ediyorsa işitme kaybı erken dönemde teşhis edilebilmektedir.

İşitme ve konuşma arasında sıkı bir ilişki vardır. İşitme kaybı olan ve işitme cihazı kullanan kişilerin, konuşma eğitimi için küçük yaşlardan itibaren özel eğitim desteği almaları gerekmektedir. Konuşma eğitimi alan kişiler dil gelişimleri ile birlikte sosyal hayata daha iyi uyum sağlayarak, normal konuşan bireyler ile aynı seviyeye gelebilmektedirler.

Sağlık:Ağır ve uzun süren hastalıklar çocuğun her türlü gelişimini yavaşlatmakta, bazen durdurmakta ve öğrenme sürecini geciktirmektedir. Boğaza yerleşmiş çeşitli mikrobik hastalıklar ve ses telleri üzerinde oluşan nodüller de sesin kısık ve boğuk çıkmasına yol açarak konuşmayı güçleştirmektedir.

Dil ve konuşma güçlüğünü tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Çocuktan kaynaklanan nedenler olabileceği gibi çevresel faktörler de çocukta dil ve konuşma güçlüğü yaratabilmektedir. Bunlar;

Güdüleme, uyarım, teşvik:Dil ve konuşma bozukluğu olan çocuklar ile çalışırken çocuğu konuşmaya teşvik etmek esas alınmalı ve çocuğun konuşması için kullanılan materyallerin çocuğun ihtiyacına göre zengin ve doğru olması gerekmektedir. Konuşma, çocuk için zorunlu hale getirilmemeli, eğlenceli şekilde öğretilmelidir.

Konuşmayı öğretmek için kullanılan metot:Çocuğa konuşmayı öğretmek için kullanılan metotlar, onu konuşmaya teşvik edici olmalıdır. Çocuk ile çalışan kişinin dilini doğru şekilde kullanılarak çocuğa iyi bir model olması gerekmektedir.

Çocuğun dil gelişiminde problem olup olmadığı yönündeki ilk belirtiler, çocukta konuşma davranışının ortaya çıkması ile başlamaktadır (12-18 ay). Aileler 12-18 ay içindeki çocukların dil gelişimlerini dikkatlice takip etmeli, farklı bir durumdan şüphelendikleri zaman mutlaka bir konuşma bozuklukları uzmanına başvurmalıdır.

Çocuklarda dil ve konuşma bozuklukları birçok şekilde anlaşılabilmektedir.

Çocuğun konuşmasının kendi yaşından beklenenden çok geri veya konuşma gelişiminin yaşıtlarından çok daha yavaş olduğunu,

Söylediklerinin anlaşılır olmadığını (araba – ayaba, toka – tota, güneş – dünes vb.),

Kelimeleri ifade ederken takıldığını (ba-a-a-a-ba-a-a-am    e-e-e-e-e-ve    ge-e-e-eldi) düşünüyorsanız bir uzmana başvurunuz.

Çocuğunuzda dil ve konuşma problemi olduğunu düşünüyorsanız çocuğunuzun mutlaka bir konuşma bozuklukları uzmanı tarafından değerlendirilmesini sağlayınız. Eğitim aldığınız süre boyunca;

  1. Eğitimde kullanılan yöntemleri çocuğunuzun günlük hayatına uygulamasına yardımcı olun.
  2. Çocuğunuza iyi bir model olarak doğru şekilde konuşmasını kolaylaştırın.
  3. Çocuğunuzun nasıl konuştuğundan çok ne söylediğine dikkat edin. Olumlu davranışlarını pekiştirerek kendine olan güvenini kazanmasını sağlayın.
  4. Çocuğunuzu konuşması konusunda yargılamayın.
  5. Çocuğunuzun yapamadıklarını düzeltmeye çalışmak yerine, yapabildiklerinden yola çıkarak yapamadıklarını neden yapamadığının farkına varmasını sağlayın. Eğitimde öğrendikleri konusunda farkındalık kazandırın ve onları günlük yaşamda kullanmasını sağlayın.
  6. Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Her çocuğun farklı özelliklere sahip olduğunu unutmayın. 

İşitme Engelli İle İlgili Sorular

Bir bireyin işitme eşik düzeyinin, herhangi bir frekansta odyogram üzerindeki sıfır eşiğinden belirli derecede sapması bir işitme kaybı gösterir. İşitme testi sonucunda belli bir bireyin aldığı sonuçlar kabul edilen normal işitme eşiklerinden belirli derecede farklı olup, bu kaybın derecesi bireyin dil edinmesine ve eğitimine engelleyici derecede ise işitme engelinin varlığından söz edilir. İşitme engeli doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrasındaki nedenlerden kaynaklı oluşabilir.

1. Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık

2. Hamilelik döneminde annenin alkol kullanımı

3. Kan uyuşmazlığı

4. Genetik faktörler

5. Akraba evliliği

İşitme engelinin doğum anı nedenleri

1. Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar

2. Erken doğum

3. Doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülen zedelenme

İşitme engelinin doğum sonrası nedenleri

1. Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme

2. Çocukluk hastalıkları

3. 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı

1. Konuşmalarda ve diğer seslerde belirgin bozukluk

2. Söylenenleri anlamakta güçlük çekmek

3. Söylenenlerin birkaç kez tekrarlanmasını istemek

4.Toplu konuşmalardan çekilmek uzaklaşmak

5. Konuşurken sürekli yüze bakma, arkadan seslenildiğinde duymakta zorluk çekme

6.Bebeklerde seslere tepkisiz olma

Bebekler, çevredeki seslere başını döndürerek tepki vermiyorsa, doğduğu andan itibaren çok gürültü çıkarıyor ve aşırı yüksek sesle ağlıyorsa, annesinin çağrısına hiçbir şekilde yanıt vermiyorsa, öğrenme güçlüğü çekiyorsa, konuşma sesleri çıkarması geciktiyse işitme yetersizliği açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

1. Geçici işitme kayıplarında uzman doktor kontrolünde ilaçlar kullanılmaktadır.

2.İşitme kaybı olan bireylere uzmanlarca işitme cihazları önerilmektedir.

3. Bazı tür işitme kayıpların da koklear implant takılarak tedavi yoluna gidilir.

Kulağın cihazlandırılması, kaybın derecesine ve nedenine göre farklılık gösterir.Hafif düzeyde kayıplarda kulak arkası cihaz takılabilirken, iç kulakta meydana gelen ağır kayıplarda koklear implant tercih edilir.

İşitme Cihazları: İşitme cihazları plastikle kaplanmış küçük ses kuvvetlendiricileridir. Cihazda bulunan mikrofon, çevreden gelen sesleri alır ve onları ses kuvvetlendiriciye giden elektrik sinyallerine dönüştürür. Doğrusal ses kuvvetlendiricisi olan bir cihazda (analog cihazlar) her ses eşit olarak yükseltilir. Doğrusal olmayan bir cihazda (dijital cihazlar) ise en zayıf sesler en çok kuvvetlendirilirken en kuvvetli sesler az veya belli bir seviyeye kadar yükseltilecektir yani doğru uygulanmış bir dijital cihaz en düşük sesleri duyulabilir, en yüksek sesleri de konforlu ve rahat bir biçimde duyulabilir hâle getirir.

Koklear İmplant: Sesi farketme ve konuşmanın gelişimini sağlamak amacıyla düzenlenmiş elektronik bir cihazdır. Ameliyatla çocuğun iç kulağına yerleştirilir. Diğer işitme cihazlarından farklı olarak sesleri elektrik sinyallerine çevirerek iç kulağa ve işitme sinirlerine iletir.

Erken tanı, erken cihazlandırma ve erken eğitim her zaman önemlidir!

  • Engelin erken tanılanması işitme engelli çocuğun psikolojik, sosyal, zihinsel gelişimi yönünden çok önemlidir.
  • Çocuğun iletişim becerileri artar, sosyal uyumu gelişir.
  • Ailenin çocuğun durumundan bir an önce haberdar olup buna uyum sağlamasına yardımcı olur.
  • Çocuğun eğitimine kolaylık sağlar.
  • Erkenden cihazlandırılır.
  • Tedavide kolaylık sağlar.

Gelişimsel Bozukluklar İle İlgili Sorular

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar’ın en temel özelliği iletişim kurmada zorluk ve buna bağlı olarak sosyal ilişkilerde zayıflıktır. Yenidoğan ve erken çocukluk döneminden itibaren gelişimsel farklılıklar söz konusu olabilmektedir: göz teması kurmama, ismi ile hitap edildiğinde bakmama, işaret parmağı ile objeleri göstermeme veya biri gösterdiğinde o yöne değil parmağa bakma, uzakta durma, arkadaşları ile ilişki kurma isteğinin olmaması.

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar’ın diğer bir özelliği dil gelişiminde gecikme veya dil becerisinin hiç kazanılamamasıdır. Zihinsel gelişimlerine baktığımızda IQ puanlarının oldukça farklı olduğunu görebiliriz. Yaygın Gelişimsel Bozukluk tanısı almış çocukların zihinsel becerileri, en ağır düzeydeki zekâ geriliğinden üstün zekâya kadar geniş bir aralıktadır. Önemli gerilik söz konusudur.

  • El-kol hareketleri, yüz ifadesi, göz kontağı gibi sözel olmayan iletişim becerilerinde bozulma
  • Arkadaşlık kuramama
  • Diğer insanlarla paylaşmama, ilgi belirtmeme
  • Tensel temastan kaçınma
  • Yalnız kalma isteği
  • Çevrenin farkında olmama
  • Uygun duygusal tepki verememe
  • Konuşmanın olmaması, varsa az olması yada kuralsız olması
  • Ekolali
  • Birşey talep etmeme ya da çok sınırlı talepte bulunma
  • Tekrarlayan hareketler
  • Kalıp davranışlar, yeniliklere kapalı olma
  • Bazı nesnelere aşırı bağlılık
  • Anlamsız ve belirgin,korku, kaygı vb. belirtilerin hafif ve az olmasından, ağır ve çok olmasına değişmesi

Otizm ve diğer tüm yaygın gelişimsel bozuklukların neden olduğu henüz tam bilinmemektedir. En çok üzerinde çalışma yapılan YGB otizmdir. Bu çalışmalar, genetik yatkınlığın otizmin gelişmesindeki en önemli faktör olduğunu, çevresel faktörlerin ancak tetikleyici olabileceğini ortaya koymuştur.

Tek yumurta ikizlerinden birin de otizm olması durumun diğerinde de olma olasılığı %60-90 arasındadır. Bu oran çift yumurta ikizlerinde %3-10.dur. Tartışmalı olmakla beraber kurşun ve civaya maruz kalmanın da otizme neden olabildiği düşünülmektedir.

Sorunuz Mu Var?

Sorunuzun cevabını bulamazsanız, aşağıdaki formu kullanarak bizlere sorabilirsiniz: